Doç. Dr. Tamer YAZAR* Bir süredir takip ettiğim Alzheimer ve Parkinson hastaları ile yakınlarından aynı soruyu sıkça duyuyorum: “Hocam, zayıflama iğnelerinin beyne de iyi geldiği söyleniyor, bizim hastalığımızda kullanabilir miyiz?” Tıpta her yeni ve etkili tedavi, onaylandığı hastalıkların ötesinde yeni umutların da taşıyıcısı oluyor.
Özellikle Alzheimer ve Parkinson gibi henüz hastalığın ilerleyişini bütünüyle durduramadığımız hastalıklarda, laboratuvardan veya küçük klinik çalışmalardan gelen olumlu bir sonuç “beyni koruyor” ya da “hastalığı yavaşlatıyor” şeklinde yorumlanabiliyor. Tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde yeri olan, “zayıflama iğneleri” olarak tanınan ilaçlar biyolojik açıdan ilgi çekici, araştırılmaya değer ve bazı yönleriyle umut verici.
Ancak henüz demans ve Parkinson hastalarımıza önerebileceğimiz ölçüde kanıtlanmış verileri bulunmuyor. Üstelik tartışma yalnızca ilaçların olası yararlarını değil, kırılgan nöroloji hastalarında doğurabilecekleri riskleri ve sağlık alanında giderek büyüyen ticari beklentileri de birlikte ele almayı gerektiriyor.
Semaglutid, liraglutid, eksenatid ve liksisenatid GLP-1 reseptör agonisti olarak, tirzepatid ise GLP-1’in yanı sıra GIP adlı hormonun reseptörünü etkileyerek kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor, mide boşalmasını yavaşlatıyor ve uygun hastalarda belirgin kilo kaybı sağlayabiliyor.
GLP-1 reseptörlerinin beyinde de bulunması, bu ilaçların nörodejeneratif hastalıklarda kullanılabileceği düşüncesini doğurdu. Deneysel çalışmalarda beyin hücrelerinin enerji kullanımını iyileştirebildikleri, inflamasyonu ve oksidatif stresi azaltabildikleri gösterildi.
Hayvan deneylerinde, Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid ve tau ile Parkinson hastalığıyla ilişkili alfa-sinüklein birikiminin azaldığına yönelik sonuçlar elde edildi. ALZHEIMER HASTALIĞI RİSKİNİ AZALTUYOR MU? Obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon, hareketsizlik ve damar hastalıkları demans açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında bulunuyor.
Diyabetli kişilerin sağlık kayıtları üzerinden yapılan gözlemsel çalışmalarda, GLP-1 ilaçlarını kullananlarda demans ve Alzheimer tanısının daha az görüldüğü bildirildi. Ancak gözlemsel çalışmaların neden-sonuç ilişkisini kanıtlama konusunda yetersiz kalabileceği unutulmamalıdır.
Bu kişilerde kan şekerinin, tansiyonun, vücut ağırlığının ve kalp-damar risklerinin daha iyi kontrol edilmesi de demans riskini azaltmış olabilir. Tedaviye ulaşabilen hastaların sağlık hizmetlerinden daha düzenli yararlanması ve sosyoekonomik koşulları da sonuçları etkileyebilir.
EVOKE ve EVOKE+ isimli iki büyük faz 3 çalışmada, Alzheimer hastalığı doğrulanmış, hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans evresindeki toplam 3 bin 808 kişi iki yıl boyunca oral semaglutid ya da plasebo kullandı. 2026 yılında yayımlanan sonuçlara göre semaglutid bazı Alzheimer biyobelirteçlerinde ve inflamasyon göstergelerinde olumlu değişiklikler oluşturdu.
Buna rağmen bellek, düşünme becerileri ve günlük yaşam işlevlerindeki kötüleşmeyi plaseboya göre anlamlı biçimde yavaşlatmadı. Liraglutidle yapılan daha küçük ELAD çalışmasında bazı bilişsel ölçümlerde ve beyin hacminde olumlu işaretler görülse de araştırmanın temel hedefinde anlamlı başarı sağlanamadı.
Tirzepatidin Alzheimer hastalığını önlediğini veya yavaşlattığını gösteren yeterli randomize klinik çalışma ise bulunmuyor. UMUT VAR AMA YETERLİ KANIT YOK 2024 yılında yayımlanan LIXIPARK çalışmasında erken evredeki 156 Parkinson hastası değerlendirildi. Bir yılın sonunda plasebo grubunda motor belirtiler kötüleşirken liksisenatid grubunda belirgin bir kötüleşme görülmedi.
Gruplar arasında yaklaşık üç UPDRS motor puanı fark bulundu. Ancak çalışma yalnızca bir yıl sürdü, hasta sayısı sınırlıydı ve sinir hücresi kaybının gerçekten önlendiğini gösteren doğrudan biyolojik kanıt sunulmadı. Üstelik liksisenatid kullananların yüzde 46’sında bulantı, yüzde 13’ünde kusma görüldü.
Daha önce küçük çalışmalarda olumlu sonuçlar veren eksenatid ise daha geniş faz 3 çalışmasında aynı başarıyı gösteremedi. Haftada bir uygulanan eksenatidin 96 hafta sonunda Parkinson hastalığının motor ilerlemesini plaseboya göre anlamlı biçimde yavaşlatmadığı bildirildi.
Mevcut çalışmalar topluca değerlendirildiğinde GLP-1 ilaçlarının Parkinson’un motor veya motor dışı belirtileri üzerinde tutarlı bir klinik yarar sağladığı henüz gösterilemedi. Semaglutid ve tirzepatid için de Parkinson hastalığını önlediklerini ya da yavaşlattıklarını kanıtlayan yeterli klinik veri bulunmuyor.
OBEZİTEYİ GÖRMEZDEN GELMEMEK GEREKİYOR Obeziteyi yalnızca bireyin iradesi veya beslenme tercihleriyle açıklamak doğru olmaz. Sağlıklı gıdaya erişimin güçleşmesi, uzun çalışma saatleri, büyükşehirlerde hareket alanlarının azalması ve ucuz, yüksek kalorili işlenmiş gıdaların yaygınlaşması obeziteyi artıran koşullar arasında yer alıyor.
Bu koşullar değiştirilmeden sorunun yalnızca oldukça pahalı ilaçlarla çözülebileceği düşüncesinin dayatılması yeni bir eşitsizlik yaratıyor. Kamusal sağlık politikalarının yerini bireysel ve ilaç tüketimine dayalı çözümler aldığında bilimsel gelişme toplumun tamamına değil, yalnızca satın alma gücü olanlara hizmet ediyor.
Bu ilaçlar diyabet ve obezite tedavisinde önemli yararlar sağlayabilir. Ancak tıbbi gereklilikten uzaklaştırılarak hızlı kilo verme, genç kalma ve hatta beyni koruma vaadiyle sunulmaları doğru değildir. Alzheimer ve Parkinson hastalarında istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, kas erimesi, yutma güçlüğü ve kırılganlık sık görülüyor.
GLP-1 temelli ilaçlar bulantı, kusma, ishal veya kabızlığa, sıvı kaybına ve yetersiz beslenmeye yol açabiliyor. Hızlı kilo kaybı sırasında yalnızca yağ değil, kas dokusu da kaybediliyor. Bu durum düşme riskini ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılığı artırabiliyor.
Parkinson hastalarında mide boşalmasının yavaşlaması, levodopanın ince bağırsağa geçişini geciktirerek ilacın etki başlangıcını öngörülemez hale getirebilir. Düşük kilolu, istemsiz kilo kaybeden, belirgin kas kaybı, gastroparezi veya yutma güçlüğü bulunan hastalarda bu ilaçların beyni koruyacağı düşüncesiyle kullanılması ciddi sonuçlar doğurabilir.
Zayıflama iğneleri önemli bir bilimsel gelişmedir ve obezitesi veya diyabeti bulunan hastalarda hekim kontrolünde kullanılabilir. Ancak bugün için Alzheimer ve Parkinson hastalığında kanıtlanmış bir tedavi değildir. *Nöroloji Uzmanı